İtalyan Rai News 24 TV’nin yayınlamadığı röportajında Esad: Suriye’nin geleceği umut vericidir, bu savaştan daha güçlü çıkmamız doğaldır (V)

ŞAM – Cumhurbaşkanı el Esad 26.11.2019 tarihinde İtalyan Rai News 24 televizyon kanalıyla röportajda bulundu.

Röportajın tam metni aşağıdadır:

Birinci soru:

Sayın Cumhurbaşkanı, bizi kabul ettiğiniz için teşşekür ediyoruz. Suriye’deki şu an mevcut olan durumu anlatabilir misiniz? Somut mevcut durum ne? Ülkede neler oluyor?

Cumhurbaşkanı Esad:

Suriye toplumundan bahsetmek istersek, durum daha iyidir, bu savaştan bir çok ders öğrendik. Suriye’nin geleceğinin umut verici olduğunu düşünüyorum, bu savaştan daha güçlü çıkmamız normaldir. Somut durum ile ilgili ise, Suriye ordusu son yıllarda ilerleme kaydettiğinde bir çok bölgeyi terörden kurtardı ve şu an İdlib’te Türklerden destekli Nusra Cephesi bulunuyor. Öte yandan geçen ayda Türklerin işgal ettikleri Suriye’nin kuzey kısmı var. Siyasi açıdan ise, Suriye’deki durumun daha karmaşık bir hale geldiğini söyleyebiliriz, çünkü Suriye krizine müdahale eden oyuncuların sayısı, krizi uzatmak ve yıpratma savaşına çevirmek için artmış durumda.

İkinci soru:

Kurtarmadan bahsettiğinizide, bu konuda askeri bir vizyonun olduğunu biliyoruz, fakat topluma dönmeye karar veren kişiler ile ilgili durum ne? Uzlaşma süreci bugün nereye ulaştı? Bu konuda başarılar var mı?   

Cumhurbaşkanı Esad:

Gerçekte, olumlu bir ortam kurmaya istediğimizde kabul ettiğimiz yaklaşıma uzlaşma adını verdik, fakat insanların beraber yaşabilmeleri için ve hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde yaşananların kanun ve devlet kurumlarının sistemine yeniden girebilmeleri için herkese genel af verdik ve bunlar silahlarından vaz geçip yasamalara tabi olacak. Bu konudaki durum çok karmaşık değil. Herhangi bir bölgeyi ziyaret etmeye şansınız olabilirse hayatın normal durumuna dönmesini görebilirsin. Sorun odur ki, “İnsanlar kendiler arasında savaşıyordu” değildi; veya – Batı anlatısına göre – Suriyeliler birbirleriyle savaşıyordu değildi, veya “iç savaşıydı” değildi, bu tahriftir. Gerçekte o bölgeler teröristlerin kontrolu altındaydı ve teröristler kendi kurallarını dayatıyordu. Teröriştlerin olmadığı zaman, bu insanlar normal yaşamlarına ve beraber yaşamaya dönecek. Mezhep, siyasi veya etnik savaşı yoktu, fakat dış güçlerden destekli, silahları ve finansleri olan teröristler vardı ve o bölgeleri işgal ediyordu.

Üçüncü soru:

Yıllardır insanların günlük olarak hayat esaslarını olmaya haline gelen bu ideoloji ile ilgili endişeleriniz var mı, bu toplumda bir şekilde kalmaya devam edebilir ve bir gün yeniden ortaya çıkabilir?

Cumhurbaşkanı Esad:

Mücadele ettiğimiz ana sorunlardan biri budur. Masaya yatırdığı soru doğrudur. İki sorunumuz var. Devletin kontrolu dışında kalan bölgeleri iki unsurdan konrtol ediliyordu: birisi, kanunun bulunmaması neticesinde kaostur, bundan dolayı, özellikle genç yaşlardaki insanlar devlet, kanun ve devlet kurumları hakkında hiç bir şey birlmiyorlar. İkinci ise, zihinlerde derinleşmiş bir şekilde mevut olan ideolojidir.. karanlık bir ideolojisi.. vahabi ideolijisi, İŞİD, Nusra, Ahrar el Şam veya herhangi bir başka terörist islami aşırı bir ideolojisi olsa. Bu sorunu çözmek gerekiyor, değilse kurtarmanın anlamı ne? Çözümün ilk kısmını dinnidir, çünkü bu ideoloji dinnidir ve Suriyeli din adamları veya gelin Suriye’deki dinni kurum bu bağlamda büyük çabalarda bulunurken bir çok insanların, Nusra Cephesi IŞİD veya diğer örgütlerin öğrettiği din değil gerçek dini anlaması için yardımcı olma çalışmalarda başarılar kaydetti.

Dördüncü Soru:

Böylese, din ve cami adamları temel olarak bu uzlaşma sürecinin kısmındandır?  

Cumhurbaşkanı Esad:

En önemli olan kısmı budur. İkinci kısım ise okullara bağlıdır; okullarda eğitim ve öğretmenlerin yanı sıra ulusal öğretim programı var. Bu program özellikle o genç nesillerin fikirerini değiştirmek için çok önemlidir, ayrıca kültür, sanat ve aydınların rölü vs vardır. Bazı bölgelerde bu rolün oynaması hala zordur ve bizim için daha sonra okullarla devam etmek üzere din ile başlamak daha kolaydı.

Beşinci soru:

Sayın Cumhurbaşkanı, bir an siyasete dönelim. Türkiye’den bahsettiniz, doğru mu? Rusya yıllardır sizin için en büyük müttefiği oldu, bu bir giz değil, fakat Rusya Türkiye ile Suriye toprakları sayılan bazı bölgeler üzerinde pazarlıkta bulunuyor. Bunu nasıl değerlendirmekte siniz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Rusya’nın rolünü anlamak için Rus ilkeleri anlamak lazım. Ruslar, uluslararası kanunu ve ona dayalı uluslararası sisteminin Rusya’nın ve tüm dünyanın çıkarlarına uygun olduğunu kabul etmektedir. Böylece, onlar için Suriye’yi desteklemek uluslararası kanunu desteklemek demektir. Bu bir nokta. İkinici nokta ise onların teröre karşı mücadele vermeleri Rusya halkının ve tüm dünyanın da çıkarıdır. Böylece, Türkiye ile pazarlık yapmaları Türk işgalini destekleme demek değildir, fakat onlar Türklere Suriye’den çıkmaları gerektiği ikna etmek konusunda bir rol oynamayı istediler. Onlar Türkleri dseteklemiyorlar. “Bu iyi bir gerçekliktir ve Suriye’nin bunu kabul edilmesi gerekiyor” diyemiyorlar. Bunu söylemiyorlar.

Lakin, Türkiye ve kürtler ile ilgili Amerika ve batının olumsuz rolü sebebiyle, bu rolle denge sağlamak için Ruslar müdahale etti. Durum hakkındaysa, ben, su anda durumun daha iyi olduğunu söylemiyorum, ancak, eğer dikkat edersek kötüden daha iyi. Öyleyse, kendilerinin şu andaki rolü budur. Gelecekteyse tutumları çok nettir: Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü. Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüyse Türk işgaliyle çelişmektedir. Bu da çok açık ve nettir.

Altıncı soru:

Öyleyse, sizler, Rusların pazarlık yapabileceğini söyliyorsunuz, lakin, Suriye Türkiye ile pazarlık etmeyecektir. Kastım, ilişkiler halen gergindir?

Cumurbalkanı Esad:

Hayır. Egemenlik konusunda Ruslar da pazarlık etmeyecektir. Onlar, mevcut durumla hareket ediyorlar.  Orada, kötü bir durum vardır dolaysıyla bu kötü durumla yürmeniz gerekiyor. Pazarlık demiyorum. Çünkü, bu nihai bir çözüm değildir. Kısa vadeli durumla ilgili pazarlık olabilir, lakin, uzun vadeli veya orta vadeli ise Türkiye’nin çekip gitmesi gerekiyor. Bunda şüphe yoktur.

Yedinci Soru:

Uzun vadede siz ile Sayın Erdoğan arasında görüşme yapma pılanı var mıdır?

Cumhurbaşkanı Esad:

Günlerden bir gün, eğer bu durumla karşı karşıya kalısam onur duymacağım, bu gibi çıkarcı islamcılarla işbirliğinden nefret duyacağım. Müslüman değiller, islamcılar. Bu da başka bir terim, siyasi terim. Lakin, ben her zaman söylüyorum, görevimin duygularımla hiçbir ilişkisi yoktur. Yaptıklarımla mutlu veya mutsuz olmamla da, görevim Suriye’nin çıkarlarıyla ilgilidir.  Dolaysıyla, bu çıkarlar neredeyse oraya yönelirim.

Sekizinci Soru:

Hale hazırda Avrupa Suriye’ye baktığında, ülke sorunları konusundan uzak, iki temel sorun bulunuyor: birincisi mültecilerle ilgili, ikicisi ise cihadistlerle veya yabancı militanlarla ve Avrupa dönüşleriyle ilgili. Avrupa’nın bu endişelerine nasıl bakıyorusunuz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Evvela, basit bir soruyla başlamamız gerekiyor: Sorunu kim yarattı? Avrupa’da neden mülteci bulunuyor? Basit bir soru. Çünkü terör Avrupa’dan destekli, tabiki de ABD, Türkiye ve diğerlerinden; Lakin, Suriye’den bu kaosun yaratılmasında temel aktör Avrupaydı. Dolaysıyla ne ekersen onu biçersin.

Dokuzuncu soru:

Avrupa’nın temel aktör olduğunu neden söylüyorusunuz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Çünkü, AB birinci günden veya birinci haftadan diyelim, Suriye’de teröristleri alenen destekledi, en başından. Sorumluluğu Suriye hükümetine yüklediler. Bazı rejimler de – Fransız rejimi gibi – onlara silah gönderdi. Kendileri söyledi. Bir yetkilileri, zannedersem “Biz silah gönderiyoruz” diye söyleyen dışişleri bakanları Fabius idi. Onlar silah gönderdi ve kaosu yarattılar. Bundan dolayı, büyük sayıda insanlar – milyonlarca insanın Suriye’de yaşama imkanı kalmadı, bunda da zorluk çektiler. Dolaysıyla çıkmak zorunda kaldılar.

Onuncu soru:

Şu anda, bölgede gerginlikler bulunuyor ve bir tür kaos var. Suriye’nin diğer müttefiği İran’dır. Oradaki durum da tırmanmaya doğru yöneliyor. Oradaki durumun Suriye’dek duruma herhangi bir yansıması var mıdır?

Cumhurbaşkanı Esad:

Kesinlikle, orada kaos olduğu sürece bütün herkese olumsuz yansıyacaktır, yan etki ve sonuçları olacaktır, özeliklede dış müdahale olduğu zaman. Eğer durum doğal ise.. Eğer gösterilerden reform veya ekonomik durumun reformunu veyahutta başka haklar isteyen insanlardan bahsediyorsan bu olumludur. Lakin, durum mülkleri sabote etmek, yıkmak, öldürmek ve dışgüçler tarafından müdahale etmekten ibaret ise, bunun, olumsuz olması mümkün değildir. Bu bölgede, bütüm herkese olumsuz ve tehlikeli olmaktan başka bir şey değildir.

Onbirinci Soruncu:
Yakın komşunuz olan Lübnan’da olanlara yönelik endişeli misiniz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Aynı şey. Tabii ki, Lübnan Suriye’yi diğer ülkelere göre daha fazla etkileyecek, çünkü bu bizim doğrudan komşumuz. Ancak yine, eğer olanlar kendiliğinden oluyor ve mezhepsel siyasal sistemin reformu ve imhasıyla ilgili ise Lübnan için iyi olacak. Ve yine, Lübnan halkının, yurtdışından kimsenin Lübnan’daki kendiliğinden hareket veya gösterilerden yararlanmaya çalışmasına izin verilmemesi konusundaki farkındalığına bağlıdır.

Onikinci soru:

Suriye’de olanlara geri dönelim. Papa Francis, Haziran ayında, insanlarla ilgilenmenizi ve saygı duymanızı isteyen bir mektup gönderdi, özellikle İdlib’de, orada yaşanan çatışmalar nedeniyle durum hala çok gergin. Mahkumların tedavisi söz konusu olduğunda bile. Cevap verdiniz mi? cevabınız nedir?

Cumhurbaşkanı Esad:

Papa’nın mesajı Suriye’deki sivillerle ilgili endişelerine odaklandı. Ve görüntünün Vatikan ile eksik olduğu izlenimini edindim. Batı’daki romanın “iyi insanları” öldüren bu “kötü hükümet” etrafında döndüğü düşünülürse, bu beklenen bir şey. Aynı medyada görebildiğiniz ve duyabildiğiniz gibi, Suriye ordusu tarafından atılan her atış ve attığı her bomba yalnızca sivilleri öldürüyor ve sadece hastanelere düşüyor! Teröristleri öldürmüyor, aksine bu sivilleri seçiyor! Bu da yanlış.

Dolayısıyla, Suriye’deki durumları, sivillerin hayatlarıyla ilgili olarak endişeli olduğumuzu belirten bir mesajla Papa’ya cevap verdim, çünkü insanlar size karşıyken bir bölgeyi özgürleştiremezsiniz, siviller veya toplum size karşıyken özgürlüğü hakkında konuşamazsınız. Bir bölgeyi askeri olarak serbest bırakmanın en önemli parçalarından biri, o bölgede genel olarak popüler destek sağlamaktır. Bu, son dokuz yılda belirgindir.

On üçüncü soru:

Fakat bu çağrı sizi bir şekilde sivilleri korumanın ve ülkenizdeki insanları korumanın önemini anladı mı?

Cumhurbaşkanı Esad:

Hayır, bu sadece etik, ilke ve değerler açısından değil aynı zamanda çıkarlar açısından da her gün düşündüğümüz şeydir. Daha önce de belirttiğim gibi, bu destek olmadan, kamu desteği olmadan hiçbir şey elde edilemez, siyasi, askeri, ekonomik veya herhangi bir şekilde ilerleme sağlanamaz. Sivilleri öldürürken popüler desteğe sahip olamadığınız gibi, bu savaşa halk desteği olmadan dokuz yıl boyunca dayanamazdık, kimsenin çürütmeyeceği sezgisel bir denklem. Ben de bu mesajdan bağımsız olarak, bu bizim saplantımız olduğunu söyledim.

Ancak Vatikan bir devlettir ve bu sivillerle ilgili endişeleri varsa, herhangi bir ülkenin rolünün asıl nedene döneceğine inanıyoruz. Bunun temel nedeni, Batı’ya teröristlere verilen destek ve durumu daha da kötüleştiren Suriye halkına uygulanan yaptırımlar, bu da mültecilerin şu anda Avrupa’da bulunmasının bir başka nedeni. Arzunuz, kendinize uygun mültecilerin yokluğu ile nasıl tutarlılık gösterir: “Suriye’den çıkın ve başka bir yere gidin. Elbette Avrupa’ya gidecekler.

Bu nedenle, bu ülke veya herhangi bir ülke nedenleri ele almalı ve Vatikan’ın Avrupa ve dünya içinde bu rolü oynayacağını, birçok ülkeyi Suriye sorununa müdahale etmemesi ve uluslararası hukuku ihlal etmemesi için ikna etmesini umuyoruz. Bu yeterli, tüm istediğimiz uluslararası hukuka herkesin uyumu. O zaman siviller güvende olacak, sistem geri dönecek ve her şey yoluna girecek. Bundan başka bir şey yok.

On dördüncü soru:

Sayın Cumhurbaşkanı, birkaç kez kimyasal silah kullanmakla suçlandınız ve bu, pek çok kararın alınmasında bir araçtı, önemli bir nokta ve birçok kararla sonuçlanan kırmızı bir çizgiydi. Sadece bir yıl veya daha önce, başka bir kırmızı çizgi olarak görülen Duma olayı oldu. Ondan sonra bombalamalar oldu, daha kötüsü de olabilirdi, ama bir şey durdu. Bu günlerde WikiLeaks aracılığıyla raporda bir sorun olduğu ortaya çıktı. Öyleyse, henüz kimse ne olduğunu söyleyemez, ancak ne olduğu hakkındaki raporun hazırlanmasında bir şeyler ters gitmiş olabilir, siz ne düşünüyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Biz her zaman diyoruz, kimyasal silahlarla ilgili bu anlatımı baştan beri söyledik, onları kullanmadık, onları kullanamayız ve bizim durumumuzda kullanmamız imkansız, birkaç nedenden dolayı, lojistik nedenler diyelim.

Müdahale:

Bana bir sebep verin!

Cumhurbaşkanı Esad:

Çok basit bir sebep, biz ilerlerken neden kimyasal silah kullanalım?! İlerliyoruz, öyleyse neden kullanmaya ihtiyaç duyuyoruz?! Çok iyi bir pozisyondayız, neden kullanıyorsunuz? Özellikle de 2018’de, bu bir sebep. İkinci sebep, bu hesabı çürüten somut kanıtlar: Kimyasal silahlar kullanırken, kitle imha silahı kullanıyorsunuz, yani binlerce ölü veya en az yüzlercesi hakkında konuşuyorsunuz. Bu asla olmadı. Sadece uydurulmuş kimyasal silah saldırılarıyla ilgili oyunlar gösteren videolar var ve bahsettiğin raporda, son sızıntılara göre, videolarda gördüklerimizle teknoloji uzmanı ve uzman olarak gördükleri arasında bir uyumsuzluk var.

Ve konuştukları klor miktarı, bu arada, klor, bir kitle imha silahı değildir. Bu ilk. İkincisi, buldukları miktar, evinizde olabilecek miktarla aynıdır, çünkü bu materyal – bildiğiniz gibi – birçok evde bulunur ve belki de temizlikte veya başka bir amaç için kullanabilirsiniz. Tamamen aynı miktarda. Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün yaptığı şey, Sadece Amerikalılar istediği için raporu hazırlamak ve yanlışlamaktı.

Bu yüzden, bu rapor, son birkaç yılda, 2013’ten beri söylediğimiz her şeyin doğru olduğunu kanıtladı. Biz haklıydık onlar ise hatalı. Delili de bu, bu konuda somut delil.

Bu yüzden, bir kez daha, Kimyasal Silahların Yasaklanması Teşkilatı önyargılı, politik ve ahlaksız olduğunu kanıtlıyor. Dünyanın geri kalanında daha fazla istikrar yaratmak için Birleşmiş Milletlerle paralel olarak çalışması gereken kuruluşlar, Amerika ve Batı’nın daha fazla kaos yaratması için silah olarak kullanılıyor.

Onbeşinci soru:

Sayın Cumhurbaşkanı, dokuz yıllık savaştan sonra, başkalarının hatalarından bahsediyorsunuz. Herhangi bir yanlış varsa, yanlışların hakkında konuşmanı istiyorum. Farklı yapabileceğiniz bir şey var mıydı ve ülkenize yardım edebilecek hangi dersi öğrendiniz?
Cumhurbaşkanı Esad:

Tabii ki, herhangi bir şey yapmaktan bahsettiğinizde, hatalar bulmalısınız. Bu insan doğasıdır. Ancak, politik uygulama hakkında konuştuğunuzda, diyelimki, iki şey var: büyük stratejiler veya kararlar var ve taktik veya transfer uygulaması var. Bu nedenle stratejik veya büyük kararlarımız terörizme ayak uydurmak, uzlaştırmak ve işlerimizde dış müdahaleye karşı koymak olmuştur.

Bugün bile, dokuz yıl sonra, hala aynı politikayı benimsiyoruz ve buna daha da bağlı kalıyoruz. Yanlış olduğunu düşünseydik değiştirirdik. Aslında, yanlış bir şey olduğunu düşünmüyoruz. İşimizi yaptık ve halkı korumak için anayasayı uyguladık.

Şimdi, uygulamadaki hatalardan bahsedersek, elbette birçok hata var. Ama bence bu savaşla ilgili hatalardan bahsetmek istersen, bunun sırasında alınan kararlardan bahsetmemeliyiz, çünkü savaş – bir kısmı – ondan önceki olayların sonucudur.

Bu savaşta karşılaştığımız iki şey var: Birincisi aşırılıkçılık. Aşırılıkçılık bu bölgede 1960’ların sonlarında ortaya çıktı ve 1980’lerde, özellikle Wahhabi ideolojisini hızlandırdı. Bu konuyla ilgili hatalardan bahsetmek isteseydiniz, evet, çok tehlikeli bir şey konusunda çok hoşgörülü olduğumuzu söyleyebilirim. Bu onlarca yıldır yaptığımız önemli bir hata. Ve burada bu savaştan önce bizimkiler de dahil olmak üzere farklı hükümetlerden bahsediyorum.

İkincisi, kamu düzenine isyan etmeye, kamu mallarının sabotajı vb. Tahrip etmeye, ülkelerine karşı çalışmaya ve yabancı güçlerle ve yabancı istihbarat servisleriyle çalışmaya hazır olan ve ülkelerine karşı dış askeri müdahalede bulunmaya hazır olan insanlar olduğu zamandır. Başka bir soru var: Bu insanlar bizim aramızda nasıl bulundu? Bana nasıl olduğunu sorarsanız, savaştan önce, örneğin polis tarafından tutuklanmayan yaklaşık 50.000 kanun kaçağı yakalanmadı. Bu kanun kaçakları için onların doğal düşmanı hükümettir, çünkü hapishaneye gitmek istemiyorlar.

On altıncı soru:

Peki ya ekonomik durum? Çünkü olanların bir kısmı – bunun büyük mü küçük mü olduğunu bilemiyorum – ekonominin başarısız olduğu belli bölgelerde nüfusun hoşnutsuzluğu ve yaşadıkları sorunlar oldu. Bu, öğrendiğiniz bir ders oldu mu?

Cumhurbaşkanı Esad:

Bu bir faktör olabilir, ama kesinlikle önemli bir faktör değil, çünkü bazıları kırsal alanlardaki insanları topraklarına bırakmaya ve şehirlere gitmeye iten dört yıl süren kuraklıktan bahsediyor… Bu bir sorun olabilir, ama asıl sorun bu değil. Bazıları liberal politikadan da bahseder. Liberal bir politikamız yoktu, halen sosyalistiz ve hala hükümette çok büyük bir kamu sektörümüz var. Büyük bir kamu sektörünüz varken, liberal politikalar hakkında konuşamazsınız. Ve biz iyi bir büyüme elde ediyorduk.

Yine tabi ki politikamızı uygularken hatalar yapılabilir. Kırsal alanlarla şehirler arasında, insanlar arasında nasıl eşit fırsatlar yaratabilirsiniz? Ekonomiyi bir şekilde açtığınızda, şehirler daha fazla fayda sağlayacak, bu kırsal alanlardan şehirlere daha fazla göç sağlayacaktır. Bunlar faktörler olabilir ve bazı rolleri olabilirler, ancak sorun değiller, çünkü daha büyük bir yoksulluk derecesinin olduğu kırsal alanlarda, Katar parası şehirlerde oynadığından daha etkili bir rol oynadı ve bu, bir haftalık maaşlarının karşılığında yarım saatte yapacakları işle ödeyebilecekleri için normaldir. Bu onlar için çok iyi bir şey.

On yedinci soru:

Neredeyse bitti, ama size sormak istediğim iki sorum var. İlk soru yeniden yapılanma ile ilgili, çok pahalı olacak. Yeniden yapılanmanın maliyetini karşılayabileceğinizi ve yeniden yapılanmada müttefiklerinizin kim olacağını nasıl hayal ediyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Bununla ilgili fazla sorunumuz yok. Suriye’nin parası yoktur hakkında konuşmak istersek. Hayır, çünkü Suriyelilerin çok fazla parası var. Dünyanın her yerinde çalışan Suriyelilerin çok parası var ve gelip ülkelerini inşa etmek istediler, çünkü ülkeyi inşa etmek hakkında konuştuğunuzda, durum insanlara para vermekle ilgili değil, fayda elde etmekle ilgilidir. Bu ticari bir iştir. Suriye’de iş yapmak isteyen pek çok insan var, sadece Suriyeliler değil. Bu nedenle, yeniden yapılanma için fon kaynağı hakkında konuşurken, kaynaklar var, ancak sorun, iş adamlarının veya şirketlerin Suriye’ye gelmesini ve çalışmasını engelleyen, uygulanan yaptırımlardan kaynaklanıyor. Bununla birlikte, biz ve bazı yabancı şirketler bu yaptırımları aşmanın yollarını bulmaya başladık ve planlamaya başladık. Süreç yavaş olacak, ancak yaptırımlar olmasaydı finansmanda hiçbir sorun olmazdı.

On sekizinci soru:

Çok kişisel bir soru ile sonuçlandırmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, kendinizi kurtulmuş hissediyor musunuz?

Cumhurbaşkanı Esad:

Böyle bir ulusal savaş hakkında konuşmak istiyorsanız, hemen hemen her şehir terörizm, dış bombalama veya bunun gibi şeylerden zarar gördü, o zaman tüm Suriyelilerin hayatta kalmış olduğunu düşünebilirsiniz. Ama bir kez daha söylüyorum, bu insanın doğasıdır, insan kurtulmaya çalışmalıdır diye düşünüyorum.

Müdahale:

Peki ya kişisel olarak?

Cumhurbaşkanı Esad:

Ben bu Suriyelilerin bir parçasıyım, onlardan ayrılamam ve aynı duygulara sahibim. Bir kez daha söylüyorum, bu güçlünün kurtulmuş olmasıyla ilgili değil, eğer bu iklime sahip değilseniz, bu topluluk, – tabiri caizse – bu inkübatör, hayatta kalmayı başaramazsınız. Bu bir grup sürecidir ve bir kişi ile sınırlı değildir. Bu bireysel bir davranış değil.

Gazeteci:

Çok teşekkür ederim sayın başkan.

Cumhurbaşkanı Esad:

Ben teşekkür ederim.

Çeviri: S.Ş. ve P.M.

Check Also

Dış Güçlerden Aldıkları Destek Görüntülendi (VİDEO)

İDLİB –  Ordu birliklerimizin İdlib kırsalının güneyinde dış güçlere tabi teröristlerden kurtarıp vatandaşların can ve …